SON DAKİKA
--:--:--

Ayşe Şasa’nın Hayatı ve Sanatı Dijital Platformda Ekranlara Taşıyor

Usta senarist ve yazar Ayşe Şasa’nın hayatı, başarıları ve manevi yolculuğu TRT’nin dijital platformu tabii’de ekrana taşınıyor. Dizi, Şasa’nın sinemadan tasavvufa uzanan derin değişimini anlatıyor.

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
Ayşe Şasa’nın Hayatı ve Sanatı Dijital Platformda Ekranlara Taşıyor

Tam adı Ayşe Mihriban Şasa olan usta senarist ve yazar, 1 Şubat 1941’de İstanbul’da dünyaya geldi. Yetişme çağında dadılarla geçen yalnız bir çocukluk yaşadığını belirten Şasa, hayatını en çok etkileyenlerden biri olarak dedesini gösterdi. Dedesiyle paylaştığı savaş hikayeleri ve dinginliği, Doğu minyatürlerine olan ilgisiyle ilişkilendirildi. Mürebbiyelerin sert tutumları ve ailesinin ilgisizliği, Şasa’nın çocukluk döneminde korku, yalnızlık ve aidiyet problemi gibi temaların gelişmesine zemin hazırladı.

Ailesinin Batı hayranlığı nedeniyle küçük yaşlarda bale, piyano ve yabancı dil dersleri alan Şasa, Aydın İlkokulu’na erken başladı. Okulda yaşadığı alay ve kötü muameleler nedeniyle zorlanan Şasa, ardından Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’ne dereceyle girerek 1960’ta mezun oldu.

Kemal Tahir Dostluğu ve Sinemaya Adım

Zengin bir aileden gelmesine rağmen servet içinde yaşamayı sorgulayan Ayşe Şasa, entelektüel bilgi arayışıyla çevresini eleştirdi. Henüz 12-13 yaşlarında kendi çapında bir dergi çıkardı. Liseden mezun olacağı yıl yazdığı “Yaşadığımız Yıllar” adlı oyunu övgü aldı. Robert Kolej’de İdari Bilimler Bölümü’ne devam eden Şasa, okul arkadaşları aracılığıyla yazar Kemal Tahir ile tanışıp dostluk kurdu. Kemal Tahir’in “Maskaralık yaptığın sürece seni alkışlarlar. Ciddi bir şey yaptığında kimse suratına bakmaz.” sözü, Şasa için bir dönüm noktası oldu.

1963’te senaryo yazmaya başlayan Şasa, yönetmen Atıf Yılmaz’a asistanlık yaptı. “Sinema, yaratıcısının bilinçaltını ayna gibi dışa vuran bir sanat” diyen Şasa, 1972’de “Utanç” filmini çekti. Bu filmde, çocukluğunda yaşadığı Yahudi-Hristiyan etkisiyle iç dünyasındaki çalkantılı durumu yansıttı. Türk sinemasına Halit Refiğ ve Lütfi Akad gibi yönetmenlerle de çalışan Şasa, ilk evliliğini Atilla Tokatlı ile, ikinci evliliğini ise Atıf Yılmaz ile yaptı.

1980’li yıllarda geçirdiği ağır rahatsızlık sonrası 10 yıl sinema dünyasından uzak kalan Şasa, bu süreçte üçüncü eşi Bülent Oran’ın desteğiyle değişti. İnziva döneminde bilimsel ve sezgici bir hayata yöneldi. İbnü’l Arabi’nin “Fusüsu’l-Hikem” kitabını okuduktan sonra İslam tasavvufuna yönelen Şasa, 18 yıl süren sinir hastalığından kurtulduğunu belirtti.

Senaryoları ve yazılarıyla Türk sinema ve kültür hayatında yer alan Şasa, 1993’te “Yeşilçam Günlüğü” adlı denemelerini yayımladı. “Son Kuşlar”, “Ah Güzel İstanbul”, “Utanç” ve “Gramofon Avrat” gibi filmlerin senaryosunu yazdı. “Bir Ruh Macerası”, “Yeşilçam Günlüğü”, “Delilik Ülkesinden Notlar” ve “Şebek Romanı” gibi kitapları kaleme aldı. Şasa, kariyeri boyunca birçok filme imza attı ve “Delilik Ülkesinden Notlar” kitabını 2003’te yayımladı. 2008’de “Dinle Neyden” filmiyle sinemaya döndü.

Entelektüel kişiliğiyle İslami toplumda da yankı uyandıran Şasa, evini gençlere açtı. Zatürre tedavisi gören Şasa, 16 Haziran 2014’te vefat etti ve Sahrayıcedid Mezarlığı’na defnedildi. Vefatının 10. yılında kişisel kitaplığı Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ne bağışlandı. “İnsan hakikati ararken aslında kendini arar.” diyen Şasa, 2018’de Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü.

TRT’nin dijital platformu tabii, “Ayşe” dizisiyle Ayşe Şasa’nın hayatını ekranlara taşıdı. Dizi, Yeşilçam’ın usta kaleminin başarı, kırılma ve yeniden doğuş hikayesini izleyiciyle buluşturdu.

Yazar Süleyman Gündüz, Ayşe Şasa ile tanışıklığını ve onun hayatındaki dönüşümleri anlattı. Gündüz, Şasa’nın modern insanın bunalımlarından kurtulma çabasını tasavvuf ve İbnü’l Arabi’nin “Fusüsu’l-Hikem” kitabı üzerinden gerçekleştirdiğini belirtti. Muzaffer Ozak ve Safer Dal ile tanışmasıyla Batı düşüncesinin insanı parçalanmış gördüğünü, İslam irfanının ise insanı bütünlüğe kavuşturduğunu keşfettiğini aktardı. Bu dönüşüm sonrası Şasa’nın sinemaya bakış açısı değişti ve yerli sinema ile hakikat merkezli sanat icra etme gayesinde oldu.

Gündüz, Ayşe Şasa’yı modern çağın ruhsal krizlerini yaşamış ve hakikate yolculuk yapabilmiş mütefekkir bir sanatçı olarak tanımladı. Şasa’nın hayatının, insanın ideolojilerden irfana, yalnızlıktan manaya, parçalanmışlıktan bütünlüğe doğru yürüyüşünün hikayesi olduğunu söyledi. Sinemanın sadece görüntüden ibaret olmadığını, insan ruhundan da söz etmesi gerektiğini hatırlatan nadir isimlerden biri olduğunu vurguladı.

Yorum Yap

Benzer Haberler
Suriye’den Türkiye’ye Getirilen 500 Gram Akrep Zehrine 5 Milyon Dolar Değer Biçildi
Suriye’den Türkiye’ye Getirilen 500 Gram Akrep Zehrine 5 Milyon Dolar Değer Biçildi
Aşırı Sıcaklar Kalp Krizi Riskini Artırıyor Uzmanlar Uyarıyor
Aşırı Sıcaklar Kalp Krizi Riskini Artırıyor Uzmanlar Uyarıyor
ABD İran’a Karşı Üçüncü Saldırı Turunu Başlattı Çabahar ve Buşehr’de Patlamalar Duyuldu
ABD İran’a Karşı Üçüncü Saldırı Turunu Başlattı Çabahar ve Buşehr’de Patlamalar Duyuldu
Türkiye’nin F-35 Hamlesi Yunanistan ve İsrail’de Endişe Yarattı
Türkiye’nin F-35 Hamlesi Yunanistan ve İsrail’de Endişe Yarattı
Srebrenitsa Soykırımı Bosna’da 8 Bin Boşnak Sivili Hedef Aldı
Srebrenitsa Soykırımı Bosna’da 8 Bin Boşnak Sivili Hedef Aldı
Haşema Giyen Çocuğun Havuza Alınmadığı İddiası Üzerine Site Yöneticisi Tutuklandı
Haşema Giyen Çocuğun Havuza Alınmadığı İddiası Üzerine Site Yöneticisi Tutuklandı
Haberin Doğru Adresi

Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.

2025 Seobaz Haber Teması © Tüm hakları saklıdır.